Yapay zekâ teknolojilerinin hızla büyüyen enerji ve işlem gücü ihtiyacı, teknoloji şirketlerini veri merkezlerini Dünya'nın dışına taşımaya yöneltiyor. Yörüngede veri merkezi altyapıları, uzayda yapay zekâ hesaplamaları ve Ay'da veri depolama projeleri gündeme gelirken, yeni dönemin hukukî soruları da tartışılmaya başlandı.
Yapay zekâ uygulamalarının gelişmesiyle birlikte veri merkezlerinin ihtiyaç duyduğu elektrik ve işlem kapasitesi de hızla artıyor. Teknoloji şirketleri ise artan ihtiyaca alternatif çözümler ararken, dikkat çeken seçeneklerden biri veri merkezi altyapılarının uzaya taşınması oldu.
Son dönemde Axiom Space, Starcloud, Google ve Lonestar Data Holdings gibi şirketlerin uzay tabanlı veri işleme ve depolama altyapıları üzerine çalışmaları, konunun artık yalnızca bilim kurgu senaryosu olmaktan çıktığını gösteriyor.
Veri merkezleri yörüngeye taşınıyor
Axiom Space, yörüngede veri merkezi düğümlerinin çalıştırılmasına yönelik çalışmalar yürütüyor. Şirketin 2026 yılında düşük Dünya yörüngesine veri merkezi altyapısına yönelik ilk düğümleri göndermesi, uzay tabanlı bilgi işlem alanındaki gelişmelerin önemli örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Yapay zekâ hesaplamalarını uzaya taşımaya yönelik çalışmalar yürüten Starcloud da yörüngede yüksek performanslı yapay zekâ donanımlarıyla hesaplama ve model eğitimi gerçekleştirmeye yönelik projeler geliştiriyor.
Google ise "Project Suncatcher" kapsamında güneş enerjisiyle çalışan ve şirketin yapay zekâ işlemcilerini taşıyan uydu ağlarını araştırıyor. Google'ın Planet ile birlikte prototip uydular geliştirmeye yönelik planları da uzay tabanlı yapay zekâ altyapısına yönelik çalışmaların kapsamını ortaya koyuyor.
Gözler Ay'daki veri depolama projelerinde
Uzay tabanlı veri altyapısındaki bir diğer dikkat çekici başlık ise Ay.
Lonestar Data Holdings, kritik verilerin Dünya dışında depolanmasına yönelik Ay merkezli altyapı projeleri üzerinde çalışıyor. Şirketin NASA Ames ile Ay'da veri depolama ve Dünya dışı bilgi işlem altyapıları konusunda iş birliği yürütmesi, gelecekte verilerin yalnızca Dünya üzerindeki veri merkezlerinde tutulmayabileceği tartışmasını da beraberinde getiriyor.
Bu gelişmeler, teknoloji dünyasında yeni bir soruyu gündeme taşıyor:
Uzayda faaliyet gösteren veri merkezleri hangi hukuka tabi olacak?
1967 tarihli Uzay Antlaşması devreye giriyor
Uzay faaliyetlerinin hukukî çerçevesini belirleyen temel uluslararası metinlerden biri, 1967 tarihli Dış Uzay Antlaşması.
Antlaşma, uzay faaliyetlerinin devletlerin sorumluluğunda yürütülmesine ilişkin önemli hükümler içeriyor. Özel şirketlerin uzaydaki faaliyetleri bakımından da devletlerin yetkilendirme ve sürekli denetim sorumluluğu bulunuyor.
Bu nedenle bir şirketin veri merkezini yörüngeye veya Ay'a taşıması, şirketin Dünya üzerindeki hukukî yükümlülüklerinin otomatik olarak ortadan kalkması anlamına gelmiyor.
Ay'ın herhangi bir devlet tarafından egemenlik altına alınamayacağına ilişkin uluslararası hukuk ilkeleri de tartışmanın önemli başlıklarından birini oluşturuyor.
Yeni dönemin hukuk sorusu: "Olay nerede gerçekleşti?"
Uzayda veri merkezlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte hukuk dünyasının karşılaşabileceği en önemli sorunlardan birinin yargı yetkisi olması bekleniyor.
Örneğin bir teknoloji şirketinin merkezi ABD'de bulunurken, kullanıcı Türkiye'de olabilir. Veriler Avrupa'da saklanabilir, yapay zekâ işlemleri Dünya yörüngesindeki bir veri merkezinde gerçekleştirilebilir ve yedek veriler Ay'daki bir sistemde tutulabilir.
Böyle bir durumda ortaya çıkabilecek bir zarar karşısında hangi ülkenin hukukunun uygulanacağı ve hangi mahkemenin yetkili olacağı daha karmaşık hale gelebilir.
Özellikle kişisel veriler, tüketici hakları, yapay zekâ kaynaklı zararlar ve platformların sorumluluğu gibi konulara uzay tabanlı altyapıların da dahil olması, mevcut hukuk kurallarının nasıl uygulanacağı sorusunu gündeme getirebilir.
Teknoloji uzaya çıkarken hukuk da yeni bir sınavla karşı karşıya
Uzayda veri merkezi kurulması, şirketlerin Dünya'daki hukuk sistemlerinden tamamen bağımsız hale gelmesi anlamına gelmiyor. Ancak veri işleme faaliyetlerinin birden fazla ülke ve uzay ortamına dağılması, mevcut hukuk kurallarının uygulanmasında yeni sorunlar ortaya çıkarabilir.
Bugün veri merkezlerinin nerede bulunduğu önemli bir hukukî ve teknik konu. Gelecekte ise bu sorunun kapsamı Dünya'nın çok daha ötesine taşınabilir.
Veri Dünya'da, sunucu yörüngede, arşiv Ay'da olabilir.
Bu durumda hukuk dünyasının karşısındaki temel soru şu olacak:
Bir hukukî olayın gerçekleştiği yer artık yalnızca Dünya üzerindeki bir ülke veya şehirle mi sınırlı olacak?
Yapay zekâ ve veri merkezleri uzaya doğru ilerlerken, hukuk sistemlerinin de bu yeni teknoloji alanına ilişkin kuralları nasıl şekillendireceği önümüzdeki yılların önemli tartışma başlıklarından biri olacak.
Nasuh Özer'in kaleme aldığı değerlendirmede de bu dönüşüme dikkat çekilerek, teknolojinin uzaya taşınmasıyla birlikte hukukî yetki ve sorumluluk kavramlarının yeniden ele alınabileceğine işaret ediliyor.
kaynak: ahaber.com.tr